Bölgesel Rekabet ve İran-Pakistan İlişkileri



Bölgesel Rekabet ve İran-Pakistan İlişkileri

Trump yönetiminin Ocak 2017’de işbaşına gelme- si Ortadoğu jeopolitiğini etkilemeye başladı. Trump, böl- ge ülkelerine İran ile uzlaşmaları tavsiyesinde bulunan selefi Oba- ma’nın aksine her sorunun altında terörizm destekçisi İran’ın parmağı olduğunu düşünüyor. İran tehdi- dinin kuşatılması için de bölgede geleneksel Amerikan müttefikleriy- le iş birliğinin güçlendirme eğili- minde. Bu gelişmeler, Suudi Ara- bistan’ın İran karşıtı kampanyasını ateşledi. Son olarak Suudi Savun- ma Bakanı Prens Muhammed b. Salman 2 Mayıs’ta televizyonda yayınlanan konuşmasında “İran ile diyaloğun mümkün olmadığı- nı” söyledi ve şöyle dedi: “Biliyoruz ki, biz İran’ın asıl hedefiyiz. Savaşın Suudi Arabistan topraklarına ulaş- masını beklemeden İran sınırları içinde gerçekleşmesi için çalışaca- ğız.” Prens Selman’ın bu konuşma- sına İran’dan aynı derecede sert bir açıklama geldi. Savunma Bakanı Hüseyin Dehgan “Suudiler düşün- cesizce bir harekette bulunurlarsa, Mekke ve Medine hariç tüm kral- lıkları İran ordusu tarafından yok edilecek.” tehdidinde bulundu.

İran ve Suudi Arabistan arasın- da artan gerilim sadece Maşrık ve Basra Körfezi’ni değil ‘Geniş Or- tadoğu’yu da etkisi altına almaya başladı. Bu etkiye en açık ülkeler- den birisi de Pakistan. İran’ın sınır komşusu olan Pakistan’ın uzun yıllardan beri Suudi Arabistan ile yakın ilişkileri var. Fakat Pakistan hükümeti, Tahran ile Riyad ara- sında artan gerilim nedeniyle zor seçimlerle karşı karşıya. Pakistan bir taraftan ekonomik beklentiler- le İran ile ilişkilerini geliştirmeye çalışırken, diğer taraftan Tahran’a fazla yaklaşarak Suudi Arabistan’ı kızdırmak istemiyor. Bu bağlamda son zamanlarda İran-Pakistan iliş- kilerinde dikkat çeken iki gelişme var: Birincisi, İran-Pakistan sını- rında yer alan Sistan ve Belucistan eyaletinde rejim karşıtı örgütlerle güvenlik güçleri arasındaki çatış- maların şiddetlenmesi. İkincisi ise Pakistan eski Genelkurmay Başka- nı Rahel Şerif’in Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan Terörizme Karşı İslam Askeri İttifakı’nın ko- mutasını üslenmesi.

Belucistan Sorunu

İran’ın güneydoğusunda, Pakistan sınırında yer alan Sistan ve Belucis- tan vilayeti, önemli maden yatak- larının varlığına rağmen ülkenin en az gelişmiş bölgelerinden birisi. Bu bölge, Afganistan ve Pakistan üzerinden gelen kaçakçılık, uyuştu- rucu ticareti, insan kaçakçılığı vb. güzergahı olması nedeniyle güven- lik açısından sorunlu görülüyor. Ayrıca, bölgede yaşayan insanların çoğunluğu Beluç etnik kökenine mensup. İki milyon civarında nü- fusu olan, Beluç dili konuşan ve mezhep açısından çoğunluğu Sün- ni olan Beluçlar arasında İran yö- netimine karşı çeşitli tepkiler var. Üstelik sınırın hemen öte yanında, Pakistan’da yoğun bir Beluç nüfusu yaşıyor. Bu durum İran hüküme- ti için bölgenin hassasiyetini daha da artıyor. Bölgede 2003’ten sonra İran güvenlik güçlerini ve yetkili- lerini hedef alan silahlı saldırılar gerçekleştiren militan selefî hare- ketler ortaya çıktı. Bunlardan en çok bilineni Abdülmelik Rigi’nin önderliğindeki Cundullah hareke- ti. İran’ın bu bölgede çeşitli neden- lerle yaşanan çatışmalarda son on yılda üç bine yakın güvenlik gö- revlisini kaybettiği iddia ediliyor.

Belucistan sorunu İran’ın Pa- kistan ile ilişkilerindeki önemli meselelerden birisi. İranlı yetkili- ler, sık sık kendisi de ‘Beluç isya- nı’ ile meşgul olan Pakistan’ı İran aleyhine faaliyet gösteren örgütlere müsamaha göstermekle suçluyor. Gerçi Cundullah lideri Rigi’nin Şubat 2010’da tutuklanmasında –sonra idam edildi– Pakistan’ın yardımcı olduğu biliniyor. Rigi’nin idamından sonra Cundullah dağıl- ma sürecine girdi ve yeni örgütler ortaya çıktı. Bu örgütlerden birisi Selahaddin el-Faruki takma adını kullanan Abdürrahim Mulazade liderliğindeki Ceyş el-Adl (Adalet Ordusu). Açıkça Şii karşıtı bir du- ruşu olan Ceyş el-Adl ‘râfizîlere’ ve ‘Safevî rejimine karşı’ savaş verdi- ğini iddia ediyor. Pakistan toprak- larında yerleşen bu örgüt 2013’ten beri İran sınır muhafızlarını hedef alan saldırılar gerçekleştiriyor.

Ceyş el-Adl, son olarak 26 Ni- san 2017’de İran-Pakistan sınırında Mirjaveh bölgesinde devriye gezen on sınır muhafızının öldürüldüğü saldırıyı üstlendi. Saldırganlar sı- nırın sıfır noktasından uzun nam- lulu silahlarla askerlere ateş açtı ve çatışmadan sonra Pakistan içlerine kaçtı. Bu olay İran kamuoyunda, ‘kendi topraklarında terörist grup- lara ve çetelere karşı etkili şekilde mücadele etmediği’ ve sınır güven- liği konusunda gerekli tedbirleri al- madığı gerekçesiyle Pakistan’a karşı tepki oluşmasına neden oldu. Sal- dırıdan kısa bir süre sonra Pakistan Başbakanı Navaz Şerif ’e hitaben bir mektup yazan İran Cumhur- başkanı Ruhani saldırının sorum- lularının tutuklanmasını ve İran’a teslim edilmesini istedi. Ardından İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif 3 Mayıs’ta İslamabad’ı ziyaret ede- rek üst düzey yetkililerle görüştü ve sınırda güvenlik tedbirlerinin artı- rılmasını istedi. Pakistanlı yetkili- ler bölgeye ilave askerî birliklerin sevkiyatı dâhil gerekli önlemlerin artırılması konusunda Zarif’e gü- vence verdi.

Zarif’in İslamabad ziyaretinde aldığı güvencelere rağmen İranlı as- kerî yetkililer Pakistan’ı hedef alan açıklamalar yapmaya devam etti. Genel Kurmay Başkanı M. Bage- ri, 8 Mayıs’ta yaptığı bir konuşma- da Pakistan topraklarının “Suudi Arabistan tarafından devşirilen ve ABD tarafından desteklenen terö- ristlerin donatımı ve eğitimi için güvenli bir barınağa dönüşmüş” olduğunu iddia etti. “Pakistan yet- kililerinden sorumluluk gösterme- lerini, sınırlarını kontrol etmeleri- ni, teröristleri tutuklamalarını ve illegal oluşumların kapatılmasını” isteyen Bageri, “terörist saldırılar devam ederse sığınakları ve hücre- leri nerede olursa olsun vururuz!” dedi.

Şerif’in ‘İslam Askerî İttifakı’nın Komutasını Alması

İslamabad ile Tahran arasındaki ilişkilerin gerilmesinin bir sebebi Pakistan toprakları üzerinden ya- pılan saldırılarsa, bir sebebi de Pa- kistan’ın Suudi Arabistan ile askerî ve güvenlik iş birliğini geliştirmesi- dir. Nitekim, İranlı yetkililer Suudi Arabistan’ı azınlıkları kışkırtmak ve rejim karşıtı silahlı örgütlere destek vermekle suçluyor. Suudi- lerin Beluç isyancıları örgütleyip desteklediği, Pakistan’ın da buna müsamaha gösterdiği iddia edili- yor. Dolayısıyla, İran’ın Pakistan’a yönelik sert tepkisinin arkasında bu ülkenin Suudi Arabistan ile gü- venlik iş birliğini artırması var.

Pakistan ile Suudi Arabistan arasında geçmişi 1980’lere kadar giden askerî iş birliği var. Bin kadar Pakistanlı subay halihazırda Suudi Arabistan’da ‘danışmanlık’ hizmeti veriyor. Pakistan-Suudi Arabistan
iş birliğinin uzantısı olarak Nisan 2011’de Bahreyn’de ortaya çıkan is- yanların bastırılması için Pakistanlı eski ordu mensupları devşirilerek Bahreyn güvenlik güçlerine dâhil edildi. Bugün Bahreyn güvenlik güçlerinin neredeyse %30’u Pa- kistanlılardan oluşuyor. Bununla birlikte iki ülke arasındaki iş bir- liği 2015’te sekteye uğradı. Mart 2015’te Husi isyanına karşı Ye- men’e askerî müdahalede bulunan Suudi Arabistan, Pakistan’dan savaş uçağı, savaş gemisi ve asker gön- dererek koalisyona destek verme- sini istemişti. O dönemde İran ile ilişkilerini geliştirmeye çalışan ve içeride de militan örgütlere karşı mücadele veren Pakistan, Yemen konusunda tarafsız kaldı ve Riyad’a istediği askerî desteği vermedi. Bu- nunla birlikte Pakistan hüküme- ti, Suudi Arabistan güvenliğine doğrudan bir tehdit olması duru- munda Suudi Arabistan’ın yanında duracağını söyledi. Pakistan’ın ek- sikliği, koalisyonun performansı- nın zayıf olmasının nedeni olarak gösteriliyor.

Suudi Arabistan, Yemen sava- şında Pakistan’dan beklediği des- teği alamadı; ama Aralık 2015’te kurulduğu ilan edilen ‘Terörizme Karşı İslam Askerî İttifakı’na ka- tılması için Pakistan hükümetine baskı yaptı. Nihayet Ocak 2017’de Pakistan eski Genel Kurmay Baş- kanı Rahel Şerif ’in merkezi Ri- yad’da bulunan ve 41 üyesi olan ittifakın komutanı olarak atanacağı açıklandı. Pakistan makamlarının bu atamayı Nisan ayının başların- da onaylamasından sonra Şerif, Riyad’a hareket etti. Şerif ’in bu göreve gelmesi, İslam İttifakından dışlanan İran’ı rahatsız etti. İran’ın Pakistan’daki Büyükelçisi Mehdi Honardost, 4 Nisan’da Pakistan basınına yaptığı açıklamada “bu konunun izaha muhtaç olduğu- nu” söyledi. Pakistan hükümetinin atamaya onay vermeden önce İran makamlarına bilgi verdiğini belir- ten Honardost, “bunun İran’ın bu karara razı olduğu anlamına gelme- diğini” söyledi. Pakistanlı yetkililer ise Şerif ’in bu görevi üslenmesinin İran’a karşı hasmane bir hareket ol- madığını belirtti. Pakistan Dışişleri Bakanı Tehmina Janjua, ittifakın herhangi bir ülkeye karşı değil te- rörizme karşı olduğunu belirtti ve ülkesinin “İran’ın çıkarları aleyhi- ne hareket etmeyeceğini” söyledi. Savunma Bakanı M. Asif de Pakistan’ın ittifak içindeki görevinin Suudi sınırları içinde olacağını ve Yemen’de bir rol almayacağını söyledi.

İran Büyükelçisi Honardost’un da belirttiği gibi İran ile Pakistan arasındaki ilişkilerin genel olarak çok iyi olduğunu söylemek müm- kün değil. Fakat hem Pakistan hem de İran gerek ekonomik gerekse stratejik nedenlerle ikili ilişkileri- ni geliştirmek istiyor ve bu yönde geçtiğimiz yıl önemli adımlar da atıldı. İki ülke arasında karşılıklı üst düzey ziyaretler yapıldı. Bu zi- yaretlerde ticaret hacminin beş yıl içerisinde 5 milyar dolara çıkarıl- ması, İran-Pakistan gaz boru hat- tının tamamlanması ve faaliyete geçirilmesi, İran’ın ‘Çin-Pakistan ekonomik koridoru’na dâhil ol- ması gibi meseleler ele alındı. Ne var ki hem İran-Pakistan sınırın- da artan saldırılar hem de İran ile Suudi Arabistan arasında yükselen gerilim Pakistan’ı zor seçimlerle baş başa bırakıyor.

 Yrd. Doç. Dr., Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, ORSAM Ortadoğu Danışmanı 
Ortadoğu Analiz, Mayıs-Haziran 2017 Cilt: 9 Sayı: 80 
http://orsam.org.tr/files/OA/80/15_bayramsinkaya.pdf

Comments

Popular posts from this blog

Geçmişten Günümüze Türkiye’nin Ortadoğu Politikası ve Batı Etkisi

ORTADOĞU’DA BÖLGESEL BİR GÜÇ OLARAK İRAN

İRAN-P5+1 MÜZAKERELERİ: TEMKİNLİ VE İYİMSER