Showing posts with label Yemen. Show all posts
Showing posts with label Yemen. Show all posts

HOUTHI -IRAN RELATIONS: DISTANT RELATIVES TURNS BROTHERS IN ARMS

 Revolutionary process in Yemen that begun in February 2011 ended up with the Houthi movement’s (that is also called Ansarollah) takeover of Sanaa, the capital city, on September 21, 2014. The takeover has drawn attention to Houthis’ ties with Iran and unleashed a debate on whether the Houthi movement is a new proxy of Tehran. Likewise, subsequent military intervention of Saudi-led international coalition to reverse the Houthis march to power is also discussed within the framework of a proxy war between Riyad and Tehran. However, the frame of proxy relationship leads to the underestimation of multi-layered, intersected confrontations among a multitude of actors, and changing characteristics of the protracted conflict. Indeed, the conflict in Yemen has evolved from the Houthi uprising to a prolonged civil war that drew leading regional powers and had regional ramifications. The Houthis also turned from local insurgents to national actors, and to virtually regional players. Unfolding of the Yemeni conflict from a local insurgency to a protractive regional conflict has also transformed the Houthis’ relations with Tehran. This article aimed at elaborating the Houthis’ changing relations with Iran over the course of time. It is argued that initially there was a distant relationship between the Houthis and Iran, which evolved in two decades into a close relationship of “brothers in arms”. 

Keywords: Ansarollah, Iran, Revolutionary Guards, Yemen, Zaydi


https://www.researchgate.net/publication/367150922_HOUTHI_-IRAN_RELATIONS_DISTANT_RELATIVES_TURNS_BROTHERS_IN_ARMS_BayramSinkaya

İRAN-YEMEN İLİŞKİLERİ VE ENSARULLAH HAREKETİ


İRAN-YEMEN İLİŞKİLERİ VE ENSARULLAH HAREKETİ

Arap Baharı’ndan yakından etkilenen ülkelerden birisi Yemen oldu. Körfez İşbir-
liği Konseyi’nin arabuluculuğun- da iktidar ile ‘muhalif’ hareketler arasında yapılan müzakereler sonu- cunda 1978’den beri Yemen’i yö- neten Ali Abdullah Salih, Kasım
2011’de yetkilerini yardımcısı A. Mansur Hadi’ye devretti. Hadi, Şubat 2012’de tek aday olarak girdiği seçimlerde yeni cumhur- başkanı oldu. Mart 2012’de te- mel sorunların çözümü amacıyla bütün siyasi partilerin katıldı- ğı “Ulusal Diyalog Konferansı” başladı. Şiddet fazla tırmanmadan müzakere yoluyla sağlanan bu ge- çiş, birçok çevrede memnuniyetle karşılandı. Hatta Suriye’de soruna çözüm için önerilen yöntemlerden birisi “Yemen Modeli” idi. Fakat is- yancı Husi aşiretinin liderliğindeki silahlı Ensarullah Hareketi Eylül 2014’te başkent Sana’yı ele geçirdi. Cumhurbaşkanı Hadi ile Husiler arasında bir mutabakat anlaşma- sı yapıldıysa da taraflar arasındaki sorunların çözülememesi nedeniyle 6 Şubat 2015’te Ensarullah yöne- timi ele aldı. Ensarullah’ın iktidarı ele geçirmesinin ‘darbe’ mi yoksa ‘devrim’ mi olduğu tartışmaları bir yana, bu süreçte en çok dikkat çekilen faktörlerden birisi İran’ın rolü oldu.

İran-Yemen İlişkileri

Yemen’deki gelişmeler, İran dış politikasının önceliklerinden biri- si değildir. Nitekim neredeyse on
yıldır iki ülke arasında karşılıklı üst düzey ziyaret yapılmamıştır. İki ül- ke arasında ilişkilerin bu denli dü- şük düzeyde olmasının bir sebebi, Yemen’in İran’ın stratejik ilgi ala- nının ötesinde olması ise diğer bir sebebi Suudi Arabistan ile mütte- fik olan Yemen yönetiminin müte- madiyen İran’ı ülkede istikrarsızlık yaratmaya çalışmakla suçlamasıdır. Özellikle 2004’te Seyyid Hüseyin Bedreddin El-Husi’nin önderliğin- de başlayan ilk Husi isyanından beri İran, isyancıların destek aldı- ğı olağan şüpheli ülkelerden birisi olarak görülmüştür. Husilerin Şiili- ğin Zeydi koluna mensup olmaları ve İran yönetiminin dış politikada Şii jeopolitiğini etkili bir araç ola- rak kullanmaya çalışması, bu iddia- lara temel teşkil etmiştir. Zeydi ol- malarına rağmen Husilerin dini ve ideolojik olarak İran’a daha yakın olduğu, Seyyid Bedreddin’in İranlı din adamları ile bağlantılı olduğu ileri sürülmüştür.
Yemen, Suudi Arabistan ve ABD, yıllardır İran’ın isyancı Husi- lere silah desteği verdiğini iddia et- mektedir. Bu çerçevede değişik za- manlarda Kızıldeniz’de durdurulan bazı gemilerde İran’ın Husiler için sevk ettiği silahların bulunduğu id- dia edilmiştir. Silah sevkiyatlarının yanı sıra İran Devrim Muhafızla- rı’nın Husi milislerini eğittiği ve isyancılara finansal destek sağladığı iddiaları da ortaya atılmıştır. Fakat hem İran yönetimi hem de Husiler bu iddiaları reddetmiştir.
Yemen’de iktidarın değişimi sü- recinde de İran düşük profilli bir siyaset izlemiştir. Dışişleri Bakan- lığı Sözcüsü, Yemen hükümetinin protestocuları şiddetle bastırmasın- dan ‘derin kaygı’ duyduğunu ifade etmekle yetinmiş ve ‘devrimcilere’ dolaylı destek vermiştir. Fakat Ali
Abdullah Salih’in iktidardan çekil- diği süreçte İran’ın hiçbir rolü ol- mamış, süreç büyük ölçüde Suudi Arabistan’ın inisiyatifinde yürü- müştür. Hadi’nin cumhurbaşkanlı- ğı döneminde İran-Yemen ilişkileri daha da zayıflamıştır. Bir taraftan İranlı diplomatlar Yemen’de defa- larca saldırıya uğramıştır. Temmuz 2013’te İranlı bir diplomat kaçırıl- mış, Ocak 2014’te İranlı diplomat Ali Asghar Asadi vurularak öldü- rülmüştür. Aralık 2014’te İran Bü- yükelçisinin Sana’daki rezidansına bombalı saldırı düzenlenmiştir. Di- ğer taraftan Cumhurbaşkanı Hadi, bu dönemde de devam eden Husi isyanından İran’ı sorumlu tutmuş, İran yönetimini hem Husileri hem de güneyli ayrılıkçı hareket Hirak’ı desteklemekle itham etmiştir. Tem- muz 2012’de Yemen’de faaliyet gösteren İranlı ajanların yakalan- dığı duyurulmuş, 2013’te Husile- re silah temin ettiği öne sürülen bir gemiye daha el konulmuştur. Hadi’nin İran karşıtı açıklamala- rı ilerleyen zamanlarda da devam etmiştir. Husilerin Eylül 2014’te başkent Sana’ya girmelerinden sonra Hadi’nin İran’dan arabulu- culuk yapmasını istediği iddiaları ortaya atılmışsa da bu yönde bir gelişme kaydedilmemiştir. İran Dı- şişleri Bakanlığı, Husiler ile Hadi arasında varılan mutabakat anlaş- masından duyduğu memnuniyeti ifade etmiştir.
Bununla birlikte Eylül ayından itibaren İran’dan gelen açıklama- larda resmi hükümet yetkilileri- nin beyanlarından farklı mahiyet- te söylemler öne çıkmaya başladı. Husilerin Sana’yı ele geçirmesin- den sonra paramiliter Besic Teşki- latının Komutanı M. Reza Nakdi, Yemen halkına hitaben yayınladığı mesajda Yemen milletinin zaferini tebrik etti ve onları Batılıların Ye- men devrimi karşıtı komplolarına karşı uyanık olmaya çağırdı. İran ile Husiler arasındaki ilişkiyi gös- terir mahiyetteki en yüksek düzeyli açıklama eski Dışişleri Bakanı ve hâlihazırda Ayetullah Hamanei’nin uluslararası ilişkiler danışmanı Ali Ekber Velayeti’den geldi. Velayeti, 18 Ekim 2014’te Yemen’den gelen bir grup din adamıyla görüşmesin- de Ensarullah’ın lideri Abdulme- lik Husi’nin Yemen devrimindeki önderliğinden duyduğu memnu- niyeti ifade etti ve ‘Hizbullah’ın Lübnan’da üstlendiği rolü, Ensa- rullah’ın da Yemen’de üstlenmesini umut ediyorum’ dedi. Velayeti, İs- lam Cumhuriyeti’nin Ensarullah’ı İslami uyanış hareketinin bir par- çası olarak gördüğü için destekle- diğini ifade etti.
Husilerin/Ensarullah’ın Şu- bat 2015’te iktidarı ele geçirmesi, Körfez ülkelerinin tepkisini çekti. Sana’daki büyükelçiliklerini kapa- tan Körfez ülkeleri, BM Güvenlik Konseyi’ne Yemen’deki ‘darbeyi durdurma’ çağrısında bulundu. Bu gelişme İran’da ise memnuniyetle karşılandı. Hükümet çevreleri daha ihtiyatlı açıklamalar yaptığı halde resmi medya Yemen’deki gelişme- leri ‘devrim’ olarak gördü ve Şubat ayında Tahran’daki devrim kutla- malarında Abdulmelik Husi’nin posterleri açıldı. İslam Cumhuri- yeti rejiminin önde gelen isimlerin- den Natık Nuri, İran Devrimi’nin Yemen’e ihraç edildiğini söyledi. Devrim Muhafızları Ordusu Ko- mutanı Yardımcı Hüseyin Salami, Ensarullah’ın Lübnan’da Hizbul- lah’ın benzeri olduğunu ifade etti.

Ensarullah Yemen’in Hizbullahı mı?

Hem İran çevrelerinde hem de İran’ın bölgesel politikalarından rahatsız olanlar arasında gerek Ye- men siyasetindeki konumu, ge- rekse İran ile bağlantısı nedeniyle Ensarullah’ı Lübnan Hizbullahı’na benzetme eğilimi yaygındır. Böyle bir değerlendirme İran’ın bölgesel gücünün ne boyuta geldiğini gös- termesi açısından çarpıcıdır. Fakat Hizbullah ile Ensarullah arasında önemli farklar vardır ve bu neden- le böyle bir değerlendirmede bu- lunmak için henüz erkendir. Her şeyden önce Hizbullah doğrudan İran’ın elinde kurulmuşken, Ensa- rullah hareketi yerli bir harekettir. İran yönetimi Hizbullah ile ara- sındaki ilişkiyi açıkça savunurken Husilerle ilişkisi aynı derecede net değildir.
Ensarullah’ın yükselişini İran’a bağlamak ve Şii yükselişiyle ilişki- lendirmek, Yemen’deki iç dinamik- lerin etkisinin ihmal edilmesine ve indirgemeci sonuçlara varılmasına neden olmaktadır. Husiler, Şiiliğin Zeydi koluna mensuptur ve Husi lideri Zeydiliği canlandırma arayı- şındadır. Ama Husiler Yemen’deki Zeydi aşiretlerden sadece birisidir. Üstelik diğer Zeydilerin önemli bir kısmı Husileri Caferi/İmamiye mezhebine geçmiş olmakla itham etmektedir. Dolayısıyla Husi ha- reketini Şii hareket olarak adlan- dırmak yanıltıcı olabilir. Bununla birlikte Yemen’de ve bölgede ilerle- yen zamanlarda siyasi gelişmelerin seyrine bağlı olarak, özellikle me- selenin bölgesel ve aşiret boyutları ihmal edilerek doğrudan Şii-Sünni mücadelesine indirgenmesi ve bu algının yaygınlaşması durumunda Zeydiler, Husilerin etrafında bir- leşebilir.
Husi isyanı özü itibariyle bölge- sel bir isyandır, ancak Ensarullah’a dönüşerek Yemen ulusal siyasetinin aktörlerinden birisi olmuştur. Do- layısıyla Husi-Ensarullah hareketi siyasi kimliğini yeniden tanımla- maktadır. Bu çerçevede, Ensarullah kendisini eski rejimin, dolayısıyla Salih ve Hadi hükümetlerinin des- tekçileri olarak görülen Suudi Ara- bistan ile ABD’nin karşısında bir yere konumlandırmaktadır. Ayrıca, Yemen içindeki Selefi ve El-Kai- deci akımlara karşı bir duruş ser- gilemektedir. Yemen’in güneyinde daha etkili olan Arap Yarımadası El-Kaidesi bazı Amerikan ve Ye- men ordusunun müdahalelerine rağmen son zamanlarda gücünü artırmış, hatta bölgeleri kontrol al- tına almıştır. Bu süreçte El-Kaide de form değiştirmiş ve Ensarulşeria adını almıştır. El-Kaide’yi ve Sele- filiği tehdit olarak ilan eden Ensa- rullah, Yemen halkının El-Kaide’ye karşı birleşmesi çağrısında bulun- muş ve El-Kaide’nin kontrol ettiği bölgelere yönelmiştir. Abdülmelik Husi, Hadi yönetimini El-Kaide’ye karşı mücadele etmemekle eleştir- miş ve ordunun yapmadığı işi ken- dilerinin yaptığını ileri sürmüştür.

Husiler ile İran arasında çeşitli düzeylerde bağlar varsa da bu Hu- silerin doğrudan İran’ın bölgedeki vekilleri olduğu anlamına gelme- mektedir. İran’dan gelen destek açıklamaları hareketi kontrol etme ve yönlendirme teşebbüsü olarak görülebilir. Fakat Yemen’deki ge- lişmelerin Şii-Sünni mücadelesine dönüş(türül)mesi ve ‘Sünni’ dün- yadan izole edilmesi Ensarullah’ı muhakkak İran’a daha fazla yakın- laştıracaktır.

Yrd. Doç. Dr., ORSAM Danışmanı, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 
Ortadoğu Analiz, Mart-Nisan Cilt: 7 Sayı: 67, s.60-62.
http://www.orsam.org.tr/files/OA/67/15bayramsinkaya.pdf

SUUDİ ARABİSTAN’IN YEMEN’E MÜDAHALESİ KARŞISINDA İRAN’IN TUTUMU


SUUDİ ARABİSTAN’IN YEMEN’E MÜDAHALESİ KARŞISINDA İRAN’IN TUTUMU 

Husi isyancıların 21 Eylül 2014’te Yemen’in başkenti Sana’ya girmelerinden itibaren bu ülkedeki gelişmeler, yaygın bir şekilde İran ile Suudi Arabistan arasında vekâlet savaşı olarak görül- dü. İran’ın Husileri desteklediğine dair yaygın iddialar, bazı İranlı siyasetçilerin Husilere destek mahiyetindeki beyanatları ve Suudi Arabistan’ın Husi ilerleyişine karşı sert tepkisi, iki devlet arasındaki vekâlet savaşı algısını güçlendirdi. Bu minvalde Husilerin 6 Şubat 2015’te yönetimi ele geçirmesi, ülkenin İran’ın kont- rolüne geçmesi şeklinde değerlendirildi.

Ne var ki Husilerin merkezinde olduğu ‘geçici yö- netim’ İran dâhil hiçbir ülke tarafından resmen tanın- madı. Bununla birlikte İran ile Husilerin kurduğu yeni Yemen yönetimi arasında kapsamlı ilişkilerin temelleri atıldı. Önce iki ülkenin başkentleri arasında doğru- dan uçuşların yapılmasını öngören bir anlaşma im- zalandı. Ardından Husilerin önde gelen liderlerinden Salih El-Samed başkanlığında bir heyet Mart ayının başında İran’a 14 günlük bir ziyaret gerçekleştirdi. Ekonomi, enerji ve kalkınma konularında işbirliği imkânlarının görüşüldüğü bu ziyaretin sonunda iki ülke arasında Hudeyda kentinin limanının genişle- tilmesi, Yemen’de elektrik santrallerinin yapılması ve İran’ın Yemen’e bir yıllık petrol sağlaması hususlarında mutabakata varıldığı duyuruldu. 20 Mart’ta Sana’da Husilerin Cuma namazı kıldığı iki camiyi hedef alan bombalı saldırılarda yaralanan militanlardan 52 kişi tedavi edilmek üzere İran’a götürüldü.

Daha önce istifa ettiği açıklanan Yemen Cumhur- başkanı Abdurrabu Mansur Hadi’nin 21 Şubat’ta Sa- na’da tutulduğu ev hapsinden kaçarak Aden’e gitmesi ve cumhurbaşkanlığı iddiasını sürdürmesi, ülkedeki siyasi krize yeni bir boyut kazandırdı. Hadi’nin iste- ğiyle Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyon güçleri Yemen’in ‘meşru hükümetini desteklemek’ amacıyla Husilere karşı 26 Mart’ta ‘Kararlı Fırtına Operasyo- nu’nu başlattı. Suudilerin Husilere karşı başlattığı bu operasyon, birçok çevrede İran’ın bölgede yükselen nüfuzunu engelleme çabası olarak görüldü. Bu durum gözlerin İran’a dönmesine neden oldu.

Kasım Süleymani’yi Yemen’de Aramak!

Hatırlanacağı üzere, Irak’ta IŞİD’e karşı mücadelede İran Devrim Muhafızları etkili bir rol oynamış, Dev- rim Muhafızları’nın dış operasyonlardan sorumlu biri- mi ‘Kudüs Gücü’nün Komutanı Kasım Süleymani’nin cephede verdiği pozlar bölgesel ve uluslararası basında büyük ilgi görmüştü. Devrim Muhafızları’nın Suriye iç savaşında da rol oynadığı bilinmektedir. Buradan, yani İran’ın bölgesel çatışma alanlarında askeri varlı- ğını etkili bir şekilde kullanmakta tereddüt etmediği tespitinden, hareketle İran’ın Yemen’de de aktif, hatta militer bir politika izleyeceği yönünde spekülasyonlar yapıldı.
Kararlı Fırtına Operasyonu sırasında İran’ın Hu- sileri destekleyerek Yemen’e müdahale ettiği iddiaları sık sık yinelendi. Mansur Hadi, New York Times’da yayınlanan yazısında Yemen’deki kaosun ‘İran’ın güç hırsı ve bütün bölgeyi kontrol etme ihtirası’ndan kay- naklandığını ve ‘Husi isyancıların İran hükümetinin kuklası’ olduğunu ileri sürdü. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, bu iddiaları yineleyerek İran’ın bölge ül- kelerini tehdit etmesine kayıtsız kalamayacaklarını söyledi.
Operasyonun Sözcüsü Tuğgeneral Ahmed Asiri, İran ve Hizbullah’ı, ‘Yemen’deki devlet yapısını çökert- mek için Husileri eğitmek’le suçladı. Yemen Dışişleri Bakanı Riyad Yasin, Tahran ile Sana arasında kurulan hava köprüsü ile İran’dan Yemen’e silah ve militan taşındığını ileri sürdü. Yasin, Husileri eğitmek ve des- teklemek amacıyla Devrim Muhafızları’nın Sana’da bulunduğunu iddia etti. 27 Mart’ta, yani operasyonun başlamasından bir gün sonra, BBC Arapça servisinin resmi twitter adresinden Kasım Süleymani’nin Ye- men’e gitmeye hazırlandığı yazıldı.
İran’ın Husileri aktif bir şekilde desteklediği iddialarına karşın Kasım Süleymani ya da Devrim Mu- hafızları’ndan herhangi biri şimdiye kadar Yemen’den görüntü vermedi. Cumhurbaşkanı Hadi’ye bağlı güç- ler birisi albay, diğeri yüzbaşı iki Devrim Muhafızı’nın Aden yakınlarında yakalandığını iddia etmişse de bu haber henüz doğrulanmadı. Spekülasyonların aksine İran yönetimi Suudi operasyonu karşısında tepkisel bir politika izledi.

İran’ın Operasyon Karşısındaki Tepkileri

Kararlı Fırtına Operasyonu’na çok sayıda ülke destek verirken İran’dan sert eleştiriler geldi. Dışişleri Baka- nı M. Cevad Zarif ‘Suudi Arabistan’dan askeri ope- rasyonları derhal durdurmasını’ istedi ve ‘saldırıların bölgede tansiyonu yükselteceği’ uyarısında bulundu. İran Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ko- alisyonun saldırıları, Yemen’in egemenlik haklarının ihlal edilmesi olarak tanımlandı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marziyeh Afkham, ‘hâlihazırda dâhili krizler- le boğuşan ve terörizme karşı mücadele eden Yemen’e yapılan askeri saldırıların durumu daha da karmaşık- laştırdığını ve sorunun barışçı yoldan çözülmesi ihti- malini yok ettiğini’ söyledi. İran Meclisi’nden yapılan açıklamada ‘Yemen halkının isyanı’na destek verildiği belirtildi ve ‘askeri saldırıların Yemen halkının kendi kaderini belirleme hakkına açık bir müdahale oldu- ğu’ savunuldu. Devrim Muhafızları Ordusunun eski komutanı Muhsin Rezai, ‘İslam devrimi muhafızı’ imzasıyla Husilerin lideri Abdulmelik Husi’ye ‘destek’ mektubu gönderdi.
Ayetullah Hamanei, Suudilerin Yemen’e karşı hava saldırılarını ‘suç’ olarak nitelendirdi ve operasyondan dolayı Suudi Arabistan yönetiminin büyük bir hata yaptığını ileri sürdü. Bu operasyonun sonunda Suudi- lerin ‘burunlarının yere sürtüleceğini’ iddia eden Ha- manei, ‘İran ve Suudi Arabistan arasındaki ihtilaflara rağmen yakın zamana kadar Suudi dış politikasında metanet olduğunu, fakat şimdi iktidara gelen birkaç tecrübesiz gencin metanet yerine barbarlığı tercih et- tiğini’ söyledi.
İran’dan gelen açıklamalarda ve İran medyasında Kararlı Fırtına Operasyonu’nun haksızlığını ortaya koymak için çeşitli argümanlar dile getirilmektedir. Bunlardan birinde, operasyon için Suudi Arabistan’ı davet eden Mansur Hadi’nin istifa ettiği, Ensarul- lah’ın isteğine rağmen bu kararından vazgeçmediği hatırlatılmakta ve ‘firari’ olduğuna işaret edilmektedir. Ayrıca saldırıların insani açıdan dramatik etkilerine dikkat çekilmektedir. Hava saldırıları sırasında ülke- nin altyapısına zarar verildiği, sivil yerleşim yerlerinin vurulduğu ve çoğu kadın ve çocuk ile 2500’den fazla insanın hayatını kaybettiği iddia edilmektedir. Dahası, Yemen’in hava sahasını kontrol altına alan ve limanla- rını kuşatan koalisyon güçlerinin insani yardımların geçişine izin vermediği belirtilmektedir.
İranlı yetkililerin açıklamalarında bu operasyo- nun bölgeyi daha fazla istikrarsızlaştıracağı, dolayısıyla bölgede terörizmin ve aşırıcılığın yükselmesine neden olacağı ifade edilmektedir. Üstelik İran medyasında sık sık Suudi Arabistan’ın başka çatışma bölgelerinden aşırıcı militanları alarak Yemen’e getirdiği ileri sürül- mektedir. Keza, operasyonun aslında Suudi Arabistan tarafından değil, ABD tarafından planlandığı ve idare edildiği, İsrail’in de operasyona destek verdiği iddia edilmektedir. Böylece bu operasyonun ‘Siyonist rejim’
ile büyük güçlerin işine yaradığı, İslam dünyasına bü- yük zarar verdiği ileri sürülmektedir. Bazı İranlılar, Su- udi Arabistan’ın saldırısını Saddam Hüseyin’in saldır- ganlığına benzetmektedir. Tıpkı Saddam Hüseyin’in Amerikan desteği ve kışkırtması ile İran devrimini boğmaya çalışması gibi Suudi hanedanının yine Amerika’nın desteğiyle Yemen devrimini boğmaya çalıştığı iddia edilmektedir.
Operasyona yönelik tepkilere rağmen İran, Ye- men’deki krizin geldiği noktada aktif bir taraf olmak- tan kaçındı. İran’ın krize müdahil olması bağlamında değerlendirilebilecek belki tek gelişme, İran Deniz Kuvvetleri’nin 7 Nisan’da Aden Körfezi’ne küçük bir filo göndermesi oldu. Kararlı Fırtına Operasyonu’nun sözcüsü Asiri, İran savaş gemilerinin Husi savaşçıla- ra silah ve yardım ulaştırması durumunda koalisyon güçlerinin karşılık vereceğini söyledi. İran’dan yapılan açıklamada filonun gönderilmesinin amacının açık denizlerde korsanlara karşı mücadele etmek olduğu ve daha önceden bölgede görev yapan başka bir filonun yerine gönderildiği belirtildi.

Arabuluculuk Girişimleri

İran hükümeti, zamanla operasyonun başlangıcın- daki tepkisellikten çıkarak krizin siyasi yollardan çözümü ve çatışmanın durdurulması için aktif bir rol arayışına girmiştir. Bu bağlamda ilk defa 7 Ni- san’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran ziyareti sıra- sında Türkiye ve İran’ın Yemen sorununun çözümü için bir plan üzerinde anlaştığı duyuruldu. İranlıların ‘dört aşamalı plan’ olarak adlandırdığı bu plana göre, önce çatışmaların durdurulması, ardından şiddetten etkilenen insanlara yardım ulaştırılması, Yemenliler arasında bir diyalog inşası ve bütün Yemenli grupları kapsayan geniş kapsamlı bir hükümetin kurulması öngörüldü.
Türkiye ile İran arasında varılan uzlaşıdan son- ra İran Dışişleri Bakanı Zarif, Umman ve Pakistan’a ziyaretler gerçekleştirdi. Bunların yanı sıra, Dışişleri Bakan Yardımcısı Morteza Sarmadi Tunus, Cezayir ve Lübnan’ı ziyaret etti. İran Meclis Başkanı Ali Laricani de bazı İslam ülkelerindeki mevkidaşları ile görüştü. Yemen meselesi ve muhtemel çözüm yollarının ele alındığı bu görüşmelerde İran, bu meselenin bir iç mesele olduğunu ve Yemenliler tarafından çözülmesi gerektiğini savunmuş, operasyonların durmasını ve çatışmadan etkilenenlere insani yardım ulaştırılmasını istedi. Zarif ’in ziyaretinden kısa bir süre sonra Pakis- tan, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona askeri destek vermeme kararı aldı.
İran’dan gelen operasyonunun durdurulması çağ- rıları, Suudi Arabistan’ın sert tepkisine neden oldu. Zira operasyonun durdurulması, Suudi Arabistan’a göre Husilerin ele geçirdikleri bölgelerdeki kontrolü- nün pekişmesi anlamına geliyordu. Oysa operasyonun hedefi, Husilerin silah bırakmaya ve başkentten ay- rılmaya zorlamaktı. Bu nedenle, Suudi Dışişleri Ba- kanı Prens Suud El-Faysal, İran’ın Yemen krizinden sorumlu olduğu halde savaşın durdurulması çağrısının anlamsız olduğunu söyleyerek, İran’ın Husilere des- tek vermeyi ve silah yardımını durdurmasını istedi. Husilere askeri destek verdiğine ve Yemen’in içişlerine karıştığına dair iddiaları mütemadiyen reddeden İranlı yetkililer, uluslararası hukuku ihlal ederek ve haksız bir şekilde saldırılar yapılırken İran’ın Yemen’e mü- dahale etmekle suçlanmasının tuhaf olduğunu ifade etmiş ve Yemen’de asker bulundurdukları iddialarını kesin bir dille reddetmiştir.
İran’ın arabuluculuk girişimlerini artırdığı ve Su- udi Arabistan ile İran arasında gerginliğin arttığı bir dönemde BM Güvenlik Konseyi, Yemen hakkında yeni bir karar aldı. 2216 sayılı bu karar ile Hadi’nin Yemen’in meşru devlet başkanı olduğu teyit edildi ve krizin çözülmesi için Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) İnisiyatifi çerçevesinde yürütülen Ulusal Diyalog Konferansı’nın canlandırılmasına destek verildi. Ka- rarda Husilerin başkent Sana’dan ve bütün hükümet binalarından çekilmesi, geçiş sürecini sekteye uğrata- cak tek taraflı eylemlerden kaçınması, şiddete son ver- mesi, askeri ve güvenlik kurumlarından ele geçirdiği bütün silahları bırakması istenilmiştir. Ayrıca Husilere her türlü silah tedarikinin engellenmesine karar ve- rilmiştir. Bu karar, Suudi yetkililer tarafından Kararlı Fırtına Operasyonu’nun BM Güvenlik Konseyi tara- fından dolaylı olarak onaylanması şeklinde değerlen- dirilmiş, İran’ın KİK İnisiyatifi dışında arabuluculuk yapması ihtimalini ortadan kaldırdığı savunulmuştur. Buna rağmen İran, ‘dört aşamalı çözüm planını savun- maya devam etmiş ve son olarak bu planı BM Genel Sekreteri’ne sunmuştur.
Yemen İran’ın Stratejik ve İdeolojik İlgi Alanının Neresinde?
Yemen krizinin, Tahran ile Riyad arasında bir vekâlet savaşı olarak görülmesine karşın İran, Suudi Arabistan
öncülüğündeki koalisyonun Husilere müdahalesi karşısında tepkisel bir politika izlemiştir. Ancak 5+1 grubu ile Lozan’da mutabakata vardıktan sonra İran, sorunun siyasi yollardan çözümü için harekete geçmiş ve arabuluculuk rolüne soyunmuştur.
İran’ın tepkisel bir politika izlemesinde Husilerin ilan ettiği geçici yönetimin meşruiyetinin sorgulan- ması etkili olmuştur. Bir kere Husiler bir geçiş süreci başlatıldığını ilan etse de ülkenin genelinde hâkimiyet kuramamıştır. Üstelik Mansur Hadi, meşru cumhur- başkanı iddiasını sürdürmüştür. Bölge ülkelerinin ne- redeyse tamamı, Husilerin yönetimi ele geçirmesini tek taraflı bir eylem veya bir darbe olarak görmüştür. Husilerle yakın ilişkisine rağmen İran dahi Husilerin ilan ettiği yönetimi resmen tanımamıştır. BM Güven- lik Konseyi, 15 Şubat’ta aldığı 2201 sayılı karar ile Hu- silerin tek taraflı eylemleri kınanmış ve başkent Sana ile tüm hükümet binalarından çekilmesi istenilmiştir.
İran’ın düşük profilli bir siyaset izlemesinin ikinci nedeni, Ruhani hükümetinin dış politika anlayışıdır. Batı ile ilişkileri geliştirme arzusunda olan Ruhani hü- kümeti, Yemen krizi yüzünden ‘uluslararası toplumu’ karşısına alarak Batı ile ilişkilerde yakaladığı olumlu havayı riske atmak istememiştir. Ayrıca, İran’ın böl- gede izlediği siyasetin ‘saldırgan’ bir görüntü sergile- diğinin ve komşu ülkeleri rahatsız ettiğinin farkında olan Cumhurbaşkanı Ruhani, Arap dünyası ile de ilişkilerini düzeltme arayışındadır. Bu nedenle Ruhani yönetimindeki İran, Yemen krizinde aktif bir politika izlemekten kaçınmıştır.
Son olarak, İran’ın Irak’taki ve Suriye’deki ko- numunun aksine Yemen’de aktif bir politika izleme imkânının ve kabiliyetinin oldukça sınırlı olduğuna işaret etmek gerekir. Bir kere Yemen, çok uzun bir süre boyunca İran’ın stratejik ve ideolojik ilgi alanla- rının dışında kalmıştır. Bu nedenle, Yemen coğrafyası hem siyasi açıdan hem de askeri ve istihbarat operas- yonları açısından İran’a yabancı ve uzaktır. Stratejik ilgi alanının dışında kalmış olması nedeniyle İran’ın burada yerleşik çıkarları yoktur. Dolayısıyla Kararlı Fırtına Operasyonu, İran’ın çıkarlarına yönelik doğ- rudan bir tehdit olarak görülmemiştir. Bu nedenle, İran operasyon karşısında büyük ölçüde tepkisel bir politika izlemiştir.

Yrd. Doç. Dr., ORSAM Danışmanı, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 
Ortadoğu Analiz, Mayıs-Haziran Cilt: 7 Sayı: 68, s.16-19.

U.S. and Israeli Military Attacks Against Iran: Regional and Global Consequences

  1. Introduction On February 28, 2026, U.S. military elements and the Israel Defense Forces (IDF) launched coordinated and joint missile an...